Türkiye’de Araba Piyasası: 2025 İlk Çeyreğinde Neler Oluyor?

Türkiye’de Araba Piyasası

Türkiye otomotiv sektörü, 2025 yılına zorlu bir başlangıç yaptı. Ekonomik dalgalanmalar, yüksek vergiler ve döviz kurlarındaki belirsizlik, araba piyasasını hem sıfır hem de ikinci el segmentlerde derinden etkiliyor. Uzmanlar ve güncel veriler ışığında, piyasanın mevcut durumuna dair dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Üretim ve Satışlarda Düşüş Alarm Veriyor

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve diğer sektörel kaynaklara göre, 2025’in ilk iki ayında Türkiye’de otomotiv üretimi geçen yıla kıyasla %7 oranında azaldı ve 1 milyon 122 bin adet seviyesine geriledi. Otomobil üretimi ise %5 düşüşle 742 bin adede indi. İhracat cephesinde de benzer bir tablo söz konusu; Avrupa’daki talep daralması nedeniyle Türkiye’nin otomotiv ihracatı ilk çeyrekte kayda değer bir gerileme yaşadı. İç pazarda ise satışlar, yüksek faiz oranları ve alım gücündeki erozyon nedeniyle durgun seyrediyor. Sektör temsilcileri, bu trendin devam etmesi halinde 2025’in otomotiv sanayii için “kayıp bir yıl” olabileceği uyarısında bulunuyor.

Vergi Yükleri ve Çin Faktörü

Türkiye’de araba fiyatlarının yüksekliği, yıllardır tartışma konusu. Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, “ÖTV olmasa Türkiye’de yıllık 2,5-3 milyon araç satılır. Vergi sistemi motor hacmine göre değil, daha modern bir yaklaşımla şekillenmeli,” ifadeleri dikkat çekti. Gerçekten de, sıfır araç fiyatlarında ÖTV ve KDV’nin oluşturduğu yük, bir asgari ücretlinin ortalama bir aracı alabilmesi için gelirinin tamamını 90 ila 100 ay biriktirmesi gerektiğini gösteriyor. Örneğin, 2 milyon TL’lik bir araç, asgari ücretle (22 bin TL civarında) yaklaşık 8 yıl gibi erişilemez bir sürede alınabiliyor.

Bu arada, Çinli otomobil üreticilerinin Türkiye pazarına girişi, rekabeti artırarak umut vaat ediyor. Chery gibi markaların uygun fiyatlı modelleri, 2025’te pazarda daha fazla yer kapabilir. Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, “Çinli markalar, agresif fiyat politikalarıyla kârlılıkları baskılıyor. Bu, tüketiciler için fırsat yaratabilir,” diyor. Ancak, uzmanlar bu girişin uzun vadede yerel üretimi nasıl etkileyeceği konusunda temkinli.

İkinci El Piyasası ve Elektrikli Araç Trendi

İkinci el piyasası da sıfır araç fiyatlarındaki artıştan nasibini alıyor. 2024’te durgunlaşan satışlar, 2025’te de benzer bir seyir izliyor. Ancak, stokların artması ve talebin düşmesi, bazı modellerde fiyatların %10-15 gerileyebileceği öngörüsünü güçlendiriyor. Galerici Ahmet Yurtlu, “Kısa vadede fiyatlarda bir yükseliş daha bekliyoruz, ama bu sürdürülebilir değil. Alacaklar elini çabuk tutmalı,” yorumunu yapıyor.

Elektrikli araçlar ise piyasada parlak bir nokta olarak öne çıkıyor. 2024’te %5,8’e ulaşan hibrit ve elektrikli araçların pazar payı, 2025’te vergi avantajlarıyla daha da artabilir. MAİS Genel Müdürü Dr. Berk Çağdaş, “Avrupa’daki talep düşüşü Türkiye’ye araç yağmuruna dönüşebilir. Elektrikli modellerde patlama bekliyoruz,” diyor. TOGG’un yerli modelleri de bu trendde önemli bir rol oynuyor.

2025’te Ne Bekleniyor?

Uzmanlar, 2025’in otomotiv sektörü için belirsizliklerle dolu bir yıl olacağına işaret ediyor. Hürriyet’e konuşan sektör temsilcileri, pazarın 1,1-1,3 milyon adet bandında kapanabileceğini tahmin ediyor. Faiz oranlarının düşmesi ve kampanyaların artması durumunda bu rakam korunabilir; ancak döviz kuru şoku veya yeni vergi düzenlemeleri tersini tetikleyebilir. Tüketiciler içinse yılın ilk çeyreği, bayilerin sunduğu kampanyalarla cazip bir alım dönemi olabilir.

Türkiye araba piyasası 2025’te hem fırsatlar hem de zorluklarla dolu bir dönemece giriyor. Alım planı yapanlar için piyasa hareketlerini yakından takip etmek ve doğru zamanlamayı yakalamak her zamankinden daha kritik.